Cuma pek çok kültürde özel bir gündür. Ama bu özelliğin ardında tek bir sebep yoktur. Aynı güne iki farklı gelenek, birbirinden bağımsız iki ayrı kutsallık yüklemiştir.
Türkçedeki cuma kelimesi Arapça cumua sözcüğünden gelir ve toplanmak anlamındaki bir kökten türer. Cuma, adını haftalık toplu ibadetten, cemaatin bir araya geldiği andan alır. Yani bu geleneğin içinde günün kutsallığı, insanların ortak bir mekânda buluşmasıyla tanımlanır.
Bu anlamda cuma bir topluluk günüdür. Kutsallığı gökten değil, yeryüzündeki birliktelikten gelir. Günün adı doğrudan bu buluşmayı tarif eder, bir sayının ya da bir gezegenin değil, bir eylemin günüdür.
Batı dillerinde ise aynı gün bambaşka bir soydan gelir. Latince dies Veneris, yani Venüs'ün günü, İtalyanca venerdì, İspanyolca viernes ve Fransızca vendredi biçiminde yaşar. Burada gün, aşk ve bereket tanrıçası Venüs ile gezegeni Venüs'e bağlanır.
İngilizce Friday ve Almanca Freitag ise Cermen tanrıçası Frigg ya da Freyja üzerinden aynı Venüs mantığını sürdürür. Kadim gezegen haftasında her güne bir gök cismi düşerdi ve cuma, sabah ya da akşam yıldızı olarak parlayan Venüs'e ayrılmıştı.
Böylece elimizde tek bir gün ama iki ayrı hikâye vardır. Biri kutsallığı toplanmada, cemaatte, yeryüzündeki birliktelikte arar. Diğeri onu gökyüzünde, bir gezegenin ve bir tanrıçanın gününde bulur. İkisi de aynı takvim kutusuna denk gelir ama farklı kaynaklardan beslenir.
Bu, kadim zaman anlayışının ne kadar katmanlı olduğunu gösterir. Bir günü kutsal kılan tek bir sebep değildir. Cuma, hem göğün hem de topluluğun günü olarak, iki geleneğin üst üste bindiği ender bir eşiktir.