Kadim Kaynaklar · Açık Kütüphane

Mimarlık Üzerine On Kitap

De Architectura

Vitruvius
De architectura libri decem (Mimarlık Üzerine On Kitap), Firenze, Filippo Giunta mirasçıları, 1522 (Latince baskı)

Vitruvius, Augustus çağının Romalı mimar ve mühendisidir. Mimarlık Üzerine On Kitap, antik dünyadan bütün olarak günümüze ulaşan tek mimarlık incelemesidir. Aşağıdaki pasaj, Üçüncü Kitap'ın açılışıdır ve mimarinin temelinde yatan orantı ilkesini insan bedeninin ölçüleriyle temellendirir. Bir insanın çember ve kare içine yazılabilmesi düşüncesi, sonradan Leonardo da Vinci'nin ünlü çizimiyle özdeşleşecek olan Vitruvius Adamı kavramının kaynağıdır.

Mimarlık Üzerine On Kitap
Üçüncü Kitap'a ait çember ve kare içine yazılmış insan bedeni levhası; orantı ızgarası, pergel yayı ve altta ayak ile dirsek ölçüleriyle Vitruvius Adamı.
Türkçe Metin

Tapınakların kompozisyonu simetriye dayanır ve mimarların bu simetrinin kurallarına en büyük özenle uymaları gerekir. Simetri, Yunanca analojiya adı verilen orantıdan doğar. Orantı, herhangi bir yapıtın parçaları ile bütünü arasındaki dengeli uyum olup, simetri oranı bu uyumdan hesaplanır.

Zira hiçbir tapınak, simetri ve orantı olmadan, yani parçaları arasında iyi biçimlenmiş bir insanınki gibi kesin bir ilişki bulunmadan tutarlı bir kompozisyon düzenine sahip olamaz. Çünkü doğa insan bedenini öyle kurmuştur ki, yüz, çenenin altından alnın en üst noktasına ve saçların en alt köklerine kadar, bütün boyun onda biri kadardır. Elin ayası da bilekten orta parmağın ucuna kadar aynı ölçüdedir. Baş, çeneden tepenin en yüksek noktasına kadar sekizde birdir.

Göğsün en üst noktasından, boynun dibinden saçların en alt köklerine kadar olan kısım altıda bir, tepenin en yüksek noktasına kadar olan kısım ise dörtte birdir. Yüzün kendi yüksekliğine gelince, ilk üçte biri çenenin altından burun deliklerinin altına kadardır; burun, burun deliklerinin altından kaşların arasındaki orta noktaya kadar aynı ölçüdedir; oradan alnın başladığı yer olan saçların en alt köklerine kadar olan kısım da yine üçte birdir.

Ayak, bedenin boyunun altıda biridir; dirsek, dörtte biridir; göğüs de dörtte birdir. Öteki uzuvların da kendilerine özgü orantılı ölçüleri vardır; eski çağların ünlü ressamları ve heykeltıraşları, büyük ve sonsuz bir ün kazanmak için bu ölçüleri kullanmışlardır.

Benzer biçimde, kutsal tapınakların bileşenleri de bütünün toplam büyüklüğüne göre en uygun orantılı karşılığa sahip olmalıdır. Dahası, bedenin doğal merkezi göbektir. Çünkü bir insan sırt üstü yatırılıp elleri ve ayakları açılırsa ve pergelin merkezi göbeğine yerleştirilirse, pergelin çizdiği çember her iki elin parmaklarına ve ayakların uçlarına değecektir.

Bedende bir yuvarlaklık düzeni ne kadar oluşuyorsa, onda bir kare düzeni de o kadar bulunur. Çünkü ayak tabanlarından başın en tepesine kadar bir ölçü alınır ve aynı ölçü açılmış ellere uygulanırsa, genişliğin, belli bir kurala göre kareye getirilmiş taban alanları gibi, yükseklikle aynı olduğu görülecektir.

Bedende bir yuvarlaklık düzeni ne kadar oluşuyorsa, onda bir kare düzeni de o kadar bulunur.
Kaynak metin (İngilizce çeviri)
The composition of temples depends on symmetry, the rules of which architects must observe with the greatest diligence. Symmetry is derived from proportion, which in Greek is called analogy. Proportion is the balanced agreement of the parts in any work and of the whole, from which the ratio of symmetry is calculated. For no temple can have a coherent system of composition without symmetry and proportion, that is, unless it possesses an exact relationship of parts, just like those of a well-formed human being. For nature has so composed the human body that the face, from the chin to the top of the forehead and the lowest roots of the hair, it is a tenth part of the whole height. Likewise, the palm of the hand from the wrist to the tip of the middle finger is the same amount. The head, from the chin to the highest point of the crown, is an eighth part. From the base of the neck, measured from the top of the chest to the lowest roots of the hair, is a sixth part; to the highest point of the crown, a fourth part. As for the height of the face itself, the first third is from the bottom of the chin to the underside of the nostrils; the nose, from the underside of the nostrils to the middle point between the eyebrows, is the same; and from that point to the lowest roots of the hair, where the forehead begins, is likewise a third part. The foot is one-sixth of the body's height; the cubit is one-fourth; the chest is also one-fourth. The other limbs also have their own proportional measurements, which the famous painters and sculptors of antiquity used to achieve great and infinite renown. In a similar way, the components of sacred temples ought to have a most suitable proportional correspondence in relation to the total magnitude of the whole. Furthermore, the natural center of the body is the navel. For if a man is placed on his back with his hands and feet spread out, and the center of a compass is placed on his navel, the circle described by the compass will touch the fingers of both hands and the toes of the feet. No less than how a scheme of roundness is produced in the body, so too a square arrangement is found within it. For if a measurement is taken from the soles of the feet to the very top of the head, and that same measurement is applied to the outstretched hands, the width will be found to be the same as the height, just like floor spaces that are squared according to a set rule.
Kaynak Künyesi
Eser
De architectura libri decem (Mimarlık Üzerine On Kitap)
Metin
Üçüncü Kitap, Birinci Bölüm, Kutsal Tapınakların Kompozisyonu, Simetriler ve İnsan Bedeninin Ölçüsü Üzerine (s. 93-95)
Atfedilen
Vitruvius
Basım
Firenze, Filippo Giunta mirasçıları, 1522 (Latince baskı)
Dijital kaynak
Source Library (Latinceden İngilizceye çeviri)
Türkçe çeviri
Şira Nur Uysal, Kutsala Dönüş

Kaynak metin ve çevirisi CC BY-SA 4.0 lisansıyla, Source Library (sourcelibrary.org) atfıyla paylaşılmaktadır. Bu Türkçe çeviri de aynı lisansla açıktır.

Bu Metin Neden Önemli

Vitruvius için mimari güzellik keyfi bir süsleme değil, doğanın kendisinden okunan bir yasadır. İyi biçimlenmiş bir insan bedeninin parçaları bütünle nasıl kusursuz bir oran içindeyse, kutsal tapınak da öyle olmalıdır. Bedenin göbeğini merkez alan pergelin çizdiği çember ile ayak tabanından baş ucuna uzanan karenin aynı bedende buluşması, sayının, geometrinin ve kutsalın tek bir figürde birleşmesidir. Bu pasaj, Rönesans boyunca insanı evrenin ölçüsü sayan düşüncenin ve mimaride orantı arayışının başlangıç noktası olmuştur.

← Kadim Kaynaklar Kadim Bilgelik Sözlüğü →