Johannes Kepler, 1596 tarihli bu ilk eserinde göklerin düzenini beş düzgün cismin, yani Platonik katıların geometrisiyle açıklamaya girişir. Aşağıdaki pasajda kendisini o buluşa götüren düşünce yolunu, önce düzlemsel şekilleri denemesini ve nihayet küreler arasına katı cisimleri yerleştirme fikrine varışını bizzat anlatır. Bu satırlar, kadim Pythagorasçı geometri ile erken modern astronominin kesiştiği anı gözler önüne serer.
Neredeyse bütün yaz bu çileye kurban gitti. Sonunda önemsiz bir vesileyle meseleye daha yakından ulaştım. Bunun bana ilahi bir takdir eseri olarak geldiğine hükmettim, çünkü hiçbir emekle erişemeyeceğim şeyi tesadüfen elde etmiştim. Buna daha da çok inandım, zira Copernicus doğruyu söylemişse bu şeylerin başarıya ulaşmasını her zaman Tanrı'dan dilemiştim.
Böylece 1595 yılının Temmuz ayının dokuzuncu ya da on dokuzuncu gününde, öğrencilerime büyük kavuşumların on iki burç boyunca yaptığı sıçramaları ve bir üçgenden diğerine nasıl geçtiklerini göstermek üzereyken, aynı çember içine çok sayıda üçgen, daha doğrusu üçgene benzer şekiller çizdim, öyle ki birinin sonu ötekinin başlangıcı oluyordu. Bu üçgenlerin kenarlarının birbirini kestiği noktalarda daha küçük bir çember beliriyordu. Zira bir üçgene içten çizilen çemberin yarıçapı, dıştan çizilen çemberin yarıçapının yarısıdır. İki çember arasındaki oran, göze Satürn ile Jüpiter arasında bulunan orana neredeyse benzer göründü, ve üçgen şekillerin ilkiydi, tıpkı Satürn ile Jüpiter'in ilk gezegenler olması gibi.
Hemen ikinci uzaklık için, yani Mars ile Jüpiter arasında bir kare denedim, üçüncü için bir beşgen, dördüncü için bir altıgen. Fakat gözler bile Jüpiter ile Mars arasındaki ikinci uzaklığa karşı feryat ettiği için, üçgene bir kare ve bir beşgen ekledim. Her denemeyi tek tek izlemek bitmek bilmezdi.
Bu başarısız çabanın sonu, nihai ve başarılı olan çabanın başlangıcıyla aynı oldu. Şekiller arasındaki düzeni korumak istiyorsam, bu yolla ne Güneş'e ulaşabileceğimi ne de neden altı hareketli küre olması gerektiğine dair bir gerekçem olacağını, yirmi ya da yüz yerine, düşündüm. Yine de şekiller, birer nicelik ve göklerden önce gelen şeyler olarak, hoşuma gidiyordu. Zira nicelik başlangıçta cisimle birlikte yaratılmıştı, gökler ise ikinci günde yaratıldı.
Fakat, Copernicus'un ortaya koyduğu altı göğün niceliği ve oranı yerine, sonsuz sayıdaki şekil arasından yalnızca Beş şekil bulunabilseydi, ötekilerden ayrı belirli ve kendine özgü nitelikler taşıyan Beş şekil, mesele tam da dilediğim gibi olurdu. Yine de yeniden ilerledim, katı küreler arasında düzlemsel şekillerin işi neydi? Onun yerine katı cisimlere başvurulmalıydı. İşte, Ey Okuyucu, bu keşif ve bütün bu küçük eserin özü budur. Zira geometriden azıcık anlayan birine bu böyle söylenseydi, çemberleri dıştan ve içten çizilen küreleriyle birlikte Beş düzgün cisim, hemen aklına gelirdi.
Kaynak metin (İngilizce çeviri)
- Eser
- Mysterium Cosmographicum (Kozmografik Sır)
- Metin
- Okuyucuya Önsöz, sayfa 15
- Atfedilen
- Johannes Kepler
- Basım
- 1596 Tübingen ilk baskısı
- Dijital kaynak
- Source Library (Latinceden İngilizceye çeviri)
- Türkçe çeviri
- Şira Nur Uysal, Kutsala Dönüş
Kaynak metin ve çevirisi CC BY-SA 4.0 lisansıyla, Source Library (sourcelibrary.org) atfıyla paylaşılmaktadır. Bu Türkçe çeviri de aynı lisansla açıktır.
Bu Metin Neden Önemli
Bu pasaj, Kepler'in bilim tarihine geçen buluş anını ilk ağızdan aktarır, gezegen kürelerinin sayısını ve aralıklarını beş Platonik katıyla açıklama fikrinin doğuşunu. Kadim geometrinin kutsal sayıldığı bir çağda, göklerin düzeninin geometrik biçimlerle kurulduğu inancını temsil eder. Bu yönüyle Pythagorasçı-Platoncu mirasla modern astronominin buluştuğu eşiği gösterir.