Geç Antik Çağın Neoplatonik filozofu Iamblichus, bu eserinde tanrıların yalnızca akılla değil, kutsal bir birleşme yoluyla, yani teurji aracılığıyla bilinebileceğini savunur. Aşağıdaki pasaj, ilahi olanın her yerde bulunuşunu ve tıpkı güneş ışığının kendini bölmeden her yeri aydınlatması gibi tanrıların da bütün dünyaya nüfuz edişini anlatır. Iamblichus için ayin ve kurban, tam da bu ilahi mevcudiyet sayesinde tanrılarla insanlar arasında gerçek bir ortaklık kurar.
Cisimsiz bir öz, kendisiyle hiçbir ortak yanı bulunmayan fiziksel niteliklerle ayırt edilemez. İlahi ilkeler, eserlerine yalnızca kendi özlerini değil, bütün ayrımlarını ve biçimsel düzenlerini de bağışlar. Cisimlere mekânsal olmayan bir tarzda hazır bulunan bir öz, fiziksel konumlarla tanımlanamaz, kendi öznelerinin belirli sınırlarıyla kuşatılmayan bir öz de dünyanın çeşitli parçalarınca kesinlikle içerilemez. Cisimsiz doğa, hiçbir engel tanımadan, dilediği her yerde anında mevcuttur.
İlahi ve cisimsiz olan her şey her yerdedir. Tanrısallık daha da sınırsızdır, çünkü o "oluş" içine girmez ve değişime uğramaz, bu yüzden hiçbir yerde herhangi bir sınırla kısıtlanmaz. Aynı biçimde, bizim âlemimizdeki şeyler de tek bir yaratıcı güç ve Biçimlere katılım her şeye yayılmadıkça yapılamaz ve biçimlendirilemez. Son olarak, ilahi varlıklar her yerde bulunmadıkça kurbanın gücü yok olur, çünkü kurban, tanrıların insanlarla belli bir birlikteliğinden ibarettir.
Tanrılar her şeyi içerirler, çünkü kendileri hiçbir yerde içerilmezler. Yeryüzüne ait şeyler ilahi varlıkların armağanıyla yaratılıp var olduğundan, ne zaman ilahi olana daha hazır kılınırlarsa, bu şeylerin kendi tikel doğalarından bile önce burada var olan tanrıları o an paylarına düşer olarak alırlar. Denir ki bazı tanrılar havanın, bazıları ise suyun tanrılarıdır, ama bu, yalnızca o yerlerde bulundukları için değil, en güçlü biçimde orada hüküm sürdükleri içindir. Zira her yıldızın ruhu bile her yerdedir, gerçi o yıldızda daha özgül biçimde etki eder. Heykellerde bile belli bir ilahi aydınlanma alınır.
Tanrıların kendilerine dünyanın çeşitli parçalarını, örneğin şehirleri, tapınakları ya da heykelleri özgülediği söylendiğinde, şunu anlayın: onların özü ve gücü, kendi içlerinde her yerde serpilip dururken, şu ya da bu yeri en güçlü biçimde aydınlatır. Ve tıpkı ışığın kendi içinde kalarak, hiçbir karışma ya da kendini bölme olmaksızın her yerde çeşitli şeyleri aydınlatması gibi, tanrılar için de durum böyledir.
Kaynak metin (İngilizce çeviri)
- Eser
- Iamblichus, De Mysteriis Aegyptiorum, Chaldaeorum, Assyriorum (Lyon: Jean de Tournes, 1607), Marsilio Ficino çevirisi
- Metin
- Sayfa 23-24 (Kitap I, ilahi olanın her yerde bulunuşu üzerine)
- Atfedilen
- Iamblichus
- Basım
- Lyon: Jean de Tournes, 1607
- Dijital kaynak
- Source Library (Latinceden İngilizceye çeviri)
- Türkçe çeviri
- Şira Nur Uysal, Kutsala Dönüş
Kaynak metin ve çevirisi CC BY-SA 4.0 lisansıyla, Source Library (sourcelibrary.org) atfıyla paylaşılmaktadır. Bu Türkçe çeviri de aynı lisansla açıktır.
Bu Metin Neden Önemli
Iamblichus (yaklaşık MS 245-325), Suriye kökenli Neoplatonik filozoftu ve teurjinin, yani ruhu tanrılarla birleştiren kutsal ayinin en önemli savunucusuydu. Bu metin, öğretmeni Porphyrios'un kuşkularına verilmiş bir yanıt olarak, tanrıların dünyaya nasıl mevcut olduğunu ve ayinin neden gerçek bir kutsal etki taşıdığını açıklar. Buradaki Latince çeviri, Rönesans'ın büyük Platoncusu Marsilio Ficino'ya aittir ve 1607 Lyon baskısından alınmıştır.