Kadim Kaynaklar · Açık Kütüphane

Gizli Felsefe Üzerine

De Occulta Philosophia Libri Tres

Heinrich Cornelius Agrippa
De Occulta Philosophia Libri Tres (Gizli Felsefe Üzerine Üç Kitap), 1533

Rönesans döneminin en etkili okült felsefe eserlerinden birinde Agrippa, doğanın yıldızların ışıklarıyla aşağı dünyaya kazıdığı işaretleri izler ve bakışını insan doğasına çevirir. Bu pasajda insan, evrenin en tam suretidir ve bütün göksel ahengi kendi içinde taşır. Böylece "yukarıda nasılsa aşağıda da öyle" ilkesi, insan bedeninde okunabilen bir işaret olur.

Gizli Felsefe Üzerine
Kare ve daire içine yerleştirilmiş insan figürü, mikrokozmos-makrokozmos ilişkisini gösteren ağaç baskı. De occulta philosophia libri tres, 1533. Kaynak Source Library
Türkçe Metin

Doğanın kendisinin yıldızların ışıklarıyla bu aşağı âlemlerde resmettiği işaretlere dikkat etmişlerdi. Kimileri taşlarda, kimileri bitkilerde ve dalların boğum ve düğümlerinde, kimileri de hayvanların çeşitli uzuvlarında bulunur. Zira defne, nilüfer ve heliotropium güneşe ait bitkilerdir. Bunların kökleri ve düğümleri kesildiğinde Güneş'in karakterlerini ortaya çıkarırlar. Aynı şey hayvanların kemiklerinde ve kürek kemiklerinde de görülür. Kürek kemiklerini inceleyerek yapılan kehanet uygulaması buradan doğmuştur.

Dahası göksel cisimlerin karakterleri ve suretleri, taşlarda ve taş ocaklarında da az bulunmaz. Fakat şeylerin bu denli büyük çeşitliliği içinde bilgi kolayca aktarılamadığından, insan bilgeliğinin kavrayabileceği o birkaç örnek dışında, şimdilik bitkilerde, taşlarda ve diğer şeylerde ve pek çok hayvanın uzuvlarında araştırılabilecek olanları bir yana bırakacağız ve bakışımızı yalnızca insan doğasına dikeceğiz.

İnsan bütün evrenin en tam suretidir ve her göksel ahengi kendi içinde barındırır. Bu yüzden onda, tüm yıldızların ve göksel etkilerin mühürlerinin ve karakterlerinin bolluğunu kuşkusuz buluruz. Bunlar göksel doğadan daha az uzak oldukları için daha da etkilidirler. Gerçekten de yıldızların sayısı yalnızca Tanrı tarafından bilindiği gibi, onların bu aşağı şeyler üzerindeki etkileri ve işaretleri de yalnızca ona malumdur. Bu nedenle hiçbir insan zekâsı onların tam bilgisine erişemez.

Böylece pek az şey bilinir hale gelmiştir. Bunları eski filozoflar ve el falcıları kısmen akıl yürütmeyle, kısmen deneyimle elde etmişlerdir ve pek çok şey hâlâ doğanın hazinelerinde saklı ve kilitli kalmaktadır. Bu yüzden burada, eski el falcılarının insanların ellerinde tanıdığı gezegenlere ait birkaç işaret ya da karakteri kaydedeceğiz. Julianus bunlara kutsal ya da ilahi harfler adını verir, çünkü Kutsal Yazıya göre insanların yaşamları ellerinde yazılıdır. Bu işaretler bütün uluslarda ve dillerde aynı ve tutarlıdır.

İnsan bütün evrenin en tam suretidir ve her göksel ahengi kendi içinde barındırır.
Kaynak metin (İngilizce çeviri)
...noted those signs which nature itself has painted by the rays of the stars in these lower realms, some in stones, others in plants and the joints and nodes of branches, and others in various limbs of animals. For the laurel, the lotus, and the heliotrope are solar plants; when their roots and nodes are cut, they reveal the characters of the Sun. The same is found in the bones and shoulder blades of animals; from this, the practice of spatulamancy arose. Furthermore, the characters and images of the celestial bodies are not infrequently found in stones and quarries. But because in such a great diversity of things, knowledge cannot be easily passed down, except in those few instances that human wisdom can grasp, we shall for now set aside those things that can be investigated in plants, stones, and other things, as well as in the limbs of many animals, and fix our gaze on human nature alone. Since man is the most complete image of the entire universe and contains within himself every celestial harmony, we undoubtedly find an abundance of the seals and characters of all the stars and celestial influences within him. These are more effective because they are less removed from celestial nature. Truly, just as the number of the stars is known to God alone, so too are their effects and signs upon these lower things; therefore, no human intellect can ascend to a full knowledge of them. Thus, very few things have become known, which the ancient philosophers and palmists achieved partly through reason and partly through experience, and many things still lie hidden and locked away in the treasuries of nature. Therefore, we shall note here a few signs or characters of the planets, which the ancient palmists recognized in the hands of men. Julian calls these sacred or divine letters, since, according to Holy Scripture, the lives of men are written in their hands. These marks are the same and consistent across all nations and languages.
Kaynak Künyesi
Eser
De Occulta Philosophia Libri Tres (Gizli Felsefe Üzerine Üç Kitap)
Metin
Birinci Kitap, Bölüm XXXIII, sayfa 55
Atfedilen
Heinrich Cornelius Agrippa
Basım
1533
Dijital kaynak
Source Library (Latinceden İngilizceye çeviri)
Türkçe çeviri
Şira Nur Uysal, Kutsala Dönüş

Kaynak metin ve çevirisi CC BY-SA 4.0 lisansıyla, Source Library (sourcelibrary.org) atfıyla paylaşılmaktadır. Bu Türkçe çeviri de aynı lisansla açıktır.

Bu Metin Neden Önemli

Bu pasaj, Rönesans okült felsefesinin merkezindeki mikrokozmos öğretisini özlü biçimde dile getirir. İnsan bedeni, göksel düzenin küçültülmüş bir aynası olarak okunur ve tüm doğa bir işaretler ağı gibi görülür. Batı ezoterizminin temel metinlerinden biri olan bu eser, sonraki yüzyıllar boyunca büyü, astroloji ve doğa felsefesi anlayışlarını derinden biçimlendirmiştir.

← Kadim Kaynaklar Kadim Bilgelik Sözlüğü →