İki kardeş, birlikte büyümüş, birlikte savaşmış, şimdi kendi şehirlerini kuracaklar. Bir sabah biri toprağa bir çizgi çiziyor; diğeri alayla o çizginin üzerinden atlıyor. Ve çizgiyi çizen kardeş, atlayanı oracıkta öldürüyor.
Öldüren adamın adı Romulus, öldürülen Remus; Romulus'un kurduğu şehir tarihin gördüğü en büyük imparatorluklardan birinin başkenti olacak, adını da ondan alacak: Roma. Peki bir insan kardeşini, toprağa çizilmiş bir çizgi için neden öldürsün?
Çünkü o çizgi bizim anladığımız anlamda bir sınır taşı, bir çit, bir mülk işareti değildi. İki ayrı gerçeklik arasındaki eşik anlamına geliyordu. Kadim dünyada bir şehir kurmak, mühendislik değil, evreni yeniden yaratmaktı; kozmosun doğuşunu yeryüzünde adım adım tekrarlamaktı.
Romulus şehri kurmaya karar verdiğinde ilk yaptığı şey plan çizmek ya da temel kazmak değildi; başını kaldırıp gökyüzüne baktı. Buna auguria deniyordu, gökyüzünü okumak. Gökte zihinsel bir dikdörtgen, kutsal bir alan belirledi ve buna templum dedi; tapınak kelimesinin atası bu sözcüktür. İlk tapınak bir bina değil, gökte çizilen görünmez bir çerçeveydi.
O çerçeveden geçen kuşlar tanrıların mesajıydı; hangi yönden geldikleri, kaç tane oldukları, nasıl uçtukları dikkatle okunurdu. Bir şehir kurmadan önce tanrıların onayı gerekiyordu ve bu onay yerden değil, yukarıdan gelirdi.
İki kardeş şehri kimin kuracağı konusunda anlaşamayınca kararı gökyüzüne bıraktılar, her biri ayrı bir tepeye çıkıp kuşları bekledi. Anlatının bu noktasından itibaren gerilim tırmanır; çünkü kutsal bir işi doğru yaparsanız kozmosu kurarsınız, yanlış yaparsanız çağırdığınız şey kaostur.
Remus'un çizgiyi alayla atlaması, yalnızca bir kardeşe hakaret değildi; henüz tamamlanmamış, kutsanmakta olan bir sınırın, bir eşiğin ihlaliydi. Romulus'un tepkisi bu yüzden bize ölçüsüz görünse de, o dünyanın mantığında sınırın bütünlüğünü korumak, kurulan şehrin, yani yeni kozmosun, daha ilk gününde çökmesini önlemekti.
Bu yazı, Kutsala Dönüş podcastinin bir bölümünden türetildi. Konunun tamamını dinlemek isterseniz:
Bir Şehrin Doğuşu → Bölümü Dinle