Zaman, kadim insanın yaşadığı dünyada canlı bir akıştı. Saatlere bölünmemiş, dakikalara parçalanmamış. Güneş'in göğün halkası içinde çizdiği yay yeryüzünün saatiydi; ekinin çimlenmesi, sürünün yaylaya çıkması, ışığın günden güne uzayıp kısalması yılın mevsimleriydi.
Bu yılın iskeleti dört büyük eşikten oluşurdu, iki ekinoks ve iki gündönümü; aralara gizlenmiş dört orta nokta da bu iskeleti tamamlardı. Beltane bu orta noktalardan biriydi; kışla yaz arasındaki sınırın geçildiği, sürülerin merada koyuverildiği, ateşin kutsallaştırıldığı an.
Bugün 1 Mayıs olarak işaret edilen bu eşik, modern insana sıradan bir takvim günü gibi görünebilir. Oysa bu tarih, gelişigüzel seçilmiş bir yıldönümü değildir. Boğa burcunun tam ortasında, ekinoks ile gündönümü arasındaki yarı yolda, göğün ölçülebilir bir noktasında durur. Kelt dünyasının "Bel Ateşleri" olarak andığı bu festival, Roma'nın Floralia'sı ve Cermen Walpurgisnacht'ı ile aynı kozmik anı işaret eder. Üç farklı dilin, üç farklı mitolojinin aynı göksel ölçüye verdiği isimlerdir bunlar.
Bu yazıda Beltane'in üç katmanına bakacağız; önce astronomik temeli, yani neden tam olarak bu tarih, sonra mitolojik-ritüel boyutu, ardından akraba festivallerle karşılaştırması. Sondaysa "kutsal zaman" kavramı çerçevesinde, bu üç katmanın nasıl tek bir kozmik ritmin üç yüzü olduğunu göreceğiz.
Cross-Quarter ve Boğa'nın Yüreği
Yılın temel bölünmesi, Güneş'in ekliptik üzerindeki dört kritik konumuyla başlar. Yıl içinde iki ekinoks ve iki gündönümü vardır. Bu dört nokta, mevsimleri matematiksel olarak çeyreklere ayırır. Ne var ki kadim takvim sistemleri bu dört noktayla yetinmedi; her çeyreğin ortasını da ayrı bir eşik olarak işaretledi. Astronomi tarihçilerinin cross-quarter days dediği bu dört ara nokta, Kelt geleneğinde Imbolc, Beltane, Lughnasadh ve Samhain isimleriyle anılır.
Beltane'in astronomik konumu kesindir: Güneş, Boğa burcunun 15. derecesine ulaştığında. Bu, ilkbahar ekinoksu (Koç 0°) ile yaz gündönümü (Yengeç 0°) arasındaki tam orta noktadır. Takvim günü olarak çoğunlukla 1 Mayıs'ta kutlanmasına rağmen, gerçek astronomik eşik genellikle 5–7 Mayıs arasına denk gelir; çünkü Güneş'in burç boyunca ilerleyişi tam olarak otuz gün sürmez ve Dünya'nın eliptik yörüngesi bu süreyi yıldan yıla biraz değiştirir.
Boğa 15° Güneş'in ilkbahar ekinoksu ile yaz gündönümü arasındaki tam orta noktası
Pleiades'in Helyak Doğuşu
Beltane'in astronomik anlamı yalnız Güneş'in burç içindeki konumuyla sınırlı değildir. Bu eşik, kadim göksel saatin bir başka kritik anıyla Pleiades yıldız kümesinin helyak doğuşuyla yakından ilişkilidir. Pleiades, Boğa takımyıldızının yaklaşık 28–29. derecesinde yer alan, çıplak gözle altı (bazen yedi) yıldızı görülen sıkı bir kümedir. Bir yıldızın helyak doğuşu, o yıldızın aylarca süren görünmezlikten sonra şafaktan hemen önce ufukta yeniden belirmesi anlamına gelir.
Pleiades'in helyak doğuşu, Akdeniz iklim kuşağında geleneksel olarak Mayıs başına denk geliyordu. Hesiodos'un MÖ 8. yüzyılda yazdığı İşler ve Günler'inde Pleiades'in doğuşu hasat zamanını, batışı ise sürme ve ekme mevsimini işaret eder. Yunanca isim Pleias, "yelken açmak" anlamına gelen pleō kökünden gelir; çünkü kümenin gökyüzünde belirmesi denizcilik mevsiminin başladığını duyururdu. Mezopotamya'daki MUL.APIN tabletlerinde de Pleiades, takvim düzeltmesinin temel referans yıldızı olarak işlev görür.
Yani Beltane sadece bir Güneş bayramı değildir. Kuzey yarımküredeki ılımlı enlemler için ışığın artışını, yaz mevsiminin başlamasını, denizciliğin yeniden açılmasını ve sürülerin merada koyuverilmesini işaret eden bir göksel kavşaktır. Üç bin yıl önceki bir çoban, üç bin yıl önceki bir denizci ve bugünkü astronom, aynı yıldız kümesine bakar; aynı eşiği görür.
Boğa burcunun on beşinci derecesi yalnızca soyut bir matematiksel orta nokta değildir; gözle görülür gerçek bir göksel olayın yansımasıdır. Pleiades doğduğunda mevsim değişir; Belenos'un ateşleri yakıldığında ışık zaferini ilan eder.
Şira Nur UysalBel'in Ateşi: Mitos ve Ritüel
Beltane kelimesinin kökeni hakkında en eski yazılı tanıklık, 10. yüzyıl İrlandalı din adamı Cormac mac Cuilennáin'e atfedilen Cormac Sözlüğü'nden gelir. Cormac, kelimeyi bel ("Bel" tanrısı) ve eski İrlandaca tene ("ateş") sözcüklerinin birleşiminden türetir; yani "Bel'in Ateşi" ya da "parlak ateş." Aynı metin, festivalin merkezi ritüelini de tasvir eder. Ritüelde druidler iki büyük ateş yakar, sığırları arasından geçirir. Bu geçiş hayvanları yıl boyunca hastalıktan ve uğursuzluktan koruyacaktır. Sığırlar bu ritüelden sonra yaz meralarına salınırdı.
Burada bir an durup etimolojisine bakmak gerekir. Bel ya da Belenos, Kelt dünyasında en çok bilinirliğe sahip tanrılardan biridir. Galya'dan İtalya'ya, İspanya'dan Britanya'ya kadar uzanan bölgelerde yaklaşık otuz bir adak yazıtı bulunmuştur. İsmin en kabul gören etimolojisi Hint-Avrupa kökü *bhel-, yani "parlamak" sözcüğüdür. Bu yüzden Belenos genellikle "Parlak Olan" ya da "Parıldayan Tanrı" olarak çevrilir. Roma kaynakları özellikle iyileştirme ve şifa pınarlarıyla ilişkili bağlamlarda Apollon'a benzetir.
Belenos'un Kelt dünyasında geniş bir kültü vardı, Romalılar onu Apollon'la özdeşleştirdi ve adı "parlamak" köküyle ilişkilendirilir. Beltane ismi 10. yüzyıl Cormac Sözlüğü'nde bel-tene olarak açıklanır. Fakat bazı dilbilimciler için adın doğrudan Belenos kültünden mi türediği, yoksa sadece "parlak ateş" anlamındaki belo-te(p)nia yapısından mı geldiği hâlâ tartışmalıdır.
Ateşten Geçiş, Maypole ve Hieros Gamos
Beltane'in çekirdek ritüeli çift ateştir. İki yan yana yakılan büyük şenlik ateşi arasından sürülerin geçirilmesi, hayvanların yaz boyunca koruma altında olmasını sağlardı. Aynı ritüel insanlar tarafından da uygulanırdı; gençler, gelin ve damatlar, gezginler ateşler arasından atlar ya da dumanın içinden geçerdi. Ateş, hem koruyucu hem temizleyici hem de bereketlendirici bir element olarak iş görürdü. Bazı geleneklerde ev ocakları o gece söndürülür, ertesi sabah yıl boyunca ocağın bu yeni kutsal kıvılcımdan beslenmesi için büyük şenlik ateşinden alınan bir meşaleyle yeniden tutuşturulurdu.
Mayıs Direği (Maypole) ritüeli, çoğunlukla Cermen kökenlere dayandırılır ve Anglo-Saksonlar aracılığıyla Britanya'ya geldiği düşünülür; ancak Roma Britanya'sından da bilinir. Direğin etrafında dans eden çiftler, renkli kurdelelerle direği örerken hem bereketin hem de kozmik ekseni temsil eden bir simgeyi canlı tutarlardı. Axis mundi dünyanın eksen ağacı, gökle yer arasındaki bağ, Maypole'da bedensel bir ritüele dönüşürdü.
Beltane'in en yaygın anlatılarından biri ise hieros gamos, kutsal evliliktir; Tanrıça (Toprak Ana) ile Yeşil Adam'ın (genç Güneş kralı) birleşimi. Bu birleşim doğanın kendi bereketinin yansımasıdır; tarlaların yeşermesi, çiçeklerin patlaması, polenleyicilerin uçuşması… hepsi aynı kozmik birleşmenin yeryüzündeki temaşasıdır. Gökle yerin "kutsal evliliği" motifi pek çok arkaik kültürde Mezopotamya'dan Mısır'a, Hindistan'dan Yunan misterlerine tekrar tekrar karşımıza çıkar.
Üç Dil, Bir Eşik
Aynı astronomik eşik, farklı kültürel dillerde farklı isimler aldı. Bu farklılık tesadüfi değildir; coğrafi yakınlığın ve mevsimsel ritmin paylaşılan deneyiminden doğar. Aynı kozmik olayı işaret eden üç festival, üç ayrı pencereden bakar: Kelt dünyasının pastoral hayatı (ateş ve sığır), Roma'nın tarımsal ve şehir kültü (çiçek ve oyun), Cermen halklarının orman ve kış-yaz sınırı (cadılar ve dağ ateşleri).
| Festival | Kültür · Tarih | Çekirdek Özellikler |
|---|---|---|
| Beltane | Kelt · 1 Mayıs (astronomik: ~5–7 Mayıs) | Kuzey yarımküre yaz mevsiminin başlangıcı. Çift ateş arasından sürülerin geçirilmesi; ev ocaklarının söndürülüp şenlik ateşinden yeniden yakılması; Maypole dansı; gençlerin "a-maying" geleneği. Belenos kültüyle ilişkilendirilir. |
| Floralia | Roma · 28 Nisan – 3 Mayıs | Çiçek tanrıçası Flora onuruna kutlanan altı günlük bayram. MÖ 238'de Sibyl kehaneti üzerine kurulan tapınakla başlar, MÖ 173'te kötü hava ve mahsul kaybı sonrası kalıcı festival haline gelir. Ludi Florales: tiyatro, mim, hayvan kovalamacaları, çiçek saçma, renkli kıyafetler. |
| Walpurgisnacht | Cermen · 30 Nisan – 1 Mayıs | "Cadılar Gecesi" (Hexennacht). Brocken (Harz Dağları) zirvesinde toplandığına inanılan cadılar; dağda yakılan büyük ateşler; kış ruhlarının kovulması. Sonradan 1 Mayıs'ta yortusu kutlanan Aziz Walpurga'nın adıyla anılır. |
| Ortak çekirdek | · | Üçü de ilkbahar ekinoksu ile yaz gündönümü arasındaki orta noktanın etrafında yer alır. Üçünde de ateş, çiçek ve bereket merkezi temalardır. Ortak yapı kültürel temas değil, paylaşılan gök ve paylaşılan iklim, yani aynı astronomik gerçekliğin farklı dillerdeki ifadesidir. |
Bu üç festival arasındaki bağlantı, bana kalırsa 19. yüzyıl halkbilimcilerinin iddia ettiği gibi tek bir "Hint-Avrupa" festivalinin türevleri olduğu anlamına gelmez. Daha temkinli bir yorum yapmamız gerekirse aynı enlem kuşağında, aynı tarım takvimini paylaşan, aynı yıldızlara bakan halklar, aynı kozmik eşikte bereket, koruma, ışığa geçiş, kışın kovulması gibi benzer ihtiyaçları kutsallaştırdılar. Bu temaların paralel ortaya çıkışı, ortak bir gökyüzünden kaynaklanan ortak bir miti işaret eder.
Saint Walpurga
Walpurgisnacht, pagan geleneğin Hristiyan geçişinin mekaniğini sade bir örnekte gösterir. Azize Walpurga, 8. yüzyılda Almanya'ya gönderilen İngiliz bir rahibeydi ve 779'da öldü. Yaklaşık bir yüzyıl sonra, 870 civarında, kalıntıları Eichstätt kentine nakledildi ve bu nakil 1 Mayıs'ta gerçekleşti. Kilise takviminde 1 Mayıs onun yortu günü oldu. Tarihin seçimi şansa bırakılmadı. Mevcut pagan bayramın tam üzerine bir Hristiyan aziz yerleştirildi. Festival aynı gecede, aynı ateşleriyle, aynı coşkusuyla kaldı; sadece üstündeki ad değişti. Paskalya'nın Ostara üzerine konuşlandığı aynı dönüşüm mekanizması burada da iş başındadır. Cadıların Brocken zirvesinde toplandığına dair pagan anlatı ile Azize Walpurga'nın koruyucu duası aynı geceye yerleşti ve yüzyıllarca yan yana yaşadı.
Eşik, Kozmik Rit ve Kutsal Zaman
Bugün hâlâ anılan Beltane gibi mevsim festivallerinin neden bu kadar kalıcı olduğunu anlamak için kutsal zaman kavramını anlamamız gerekiyor. Arkaik insan zamanı iki ayrı düzeyde yaşıyordu; profan zaman (gündelik, sıradan akış) ve kutsal zaman (ritüelin yeniden canlandırdığı, kozmogonik anın "şimdi"si). Bir festival kutlandığında, sıradan zaman askıya alınır; ritüel, kökenin yani kozmosun ilk düzene girdiği anın bir tekrarına dönüşür.
Bu çerçevede Beltane bir "anma" değildir. Yeniden canlandırmadır. Bel'in ateşi her yıl yeniden yakıldığında, yakılan o "ilk ateştir." Sürüler her yıl ateşler arasından geçtiğinde, geçilen o "ilk geçittir." Mayıs direği etrafındaki dans, kozmik eksenin yeniden çizilmesidir; Floralia'nın çiçek serpilen sokakları, bereketin yeniden yeryüzüne inişidir. Festival, tarihsel zamanın akışını delip kutsal zamana açılan bir kapıdır.
Arkaik insan için zaman homojen ve sürekli değildir. Festival, kozmogonik anın yeniden yaşandığı bir ânı içerir; profan akış askıya alınır ve "ilk zaman" yeniden mevcut hale gelir.
Mircea Eliade'ın izindenBeltane'in cross-quarter günleri arasındaki özel yerine değinmeden geçmek istemem. Bu festival yalnız kozmogoniyi değil, eşiğin kendisini kutlar. Liminallik, bir durumdan diğerine geçerken oluşan ara hâldir; ne arkada bırakılan tam olarak bitmiştir, ne ileride beklenen tam olarak başlamıştır. Beltane bütün Kelt festivalleri içinde Samhain ile birlikte en çok bu özelliği taşıyandır. Yılı yarıya bölen bu iki nokta, yazın başlangıcı Beltane ile kışın başlangıcı Samhain, Kelt geleneğinde dünyalar arasındaki perdenin inceldiği zamanlar olarak anılır. 30 Nisan gecesi, tıpkı 31 Ekim'de olduğu gibi, ölülerin, perilerin, başka âlemlerin sakinlerinin görünür olabileceği bir andı.
Bu inanç ister gerçek kabul edilsin ister sembolik okunsun, altta yatan ruhsal gerçekliği anlamak gerekiyor. Bir mevsimden diğerine geçerken içte de eskinin bırakıldığı, yeninin kabul edildiği, kimliğin geçici olarak askıya alındığı, sınırların belirsizleştiği bir geçiş yaşanır. Beltane bu içsel eşiğin dışsal simgesidir. Ne tam kış, ne tam yaz; ne ev ocağı, ne yayla; ne ölü, ne tam diri. Geçişin kendisi kutsallaştırılır.
Mit, Gök ve Ritüelin Tek Dokusu
Geleneksel toplumlar bu eşiğin geçirilmesi için ritüel inşa etti. Modern insan büyük ölçüde bu ritüeli kaybetti; bunun yerine takvimde 1 Mayıs'ı renkli bir gün olarak belirledi. Ne var ki gök, kadim çağda olduğu gibi şimdi de aynı gökyüzüdür. Güneş'in o noktadaki deklinasyonu, ışığın o günkü uzunluğu, kuzey yarımküredeki ısınma eğrisinin o noktadaki yeri her yıl aynıdır. Yıldızlar yavaşça akar, mevsim eşiği yerinde durur.
Kutsala Dönüş × Şira Nur Uysal